beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort

içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

DÜNYADAN BİR İLBER ORTAYLI GEÇTİ

İyi bir Tarihçi, Akademisyen, Yazar ve İlim adamı nasıl olmalı diye bir soru sorulsa, o soruya tereddütsüz cevabım İlber Ortaylı olurdu.

Osmanlı'nın modernleşme sürecini, disiplinli okuma/öğrenmeyi, dillerin önemini, kültürel mirasa sahip çıkmayı ve yüksek entelektüel seviyeyi hayat boyu sürdürmeyi savunan İlber Ortaylı, bir çok söylemlerinden edindiğim bilgiler kadarıyla müslümandır ancak bunun ile ilgili normal şartlarda bir yorumda bulunduğunu göremezsiniz. ailesi; dinini kendi vicdanı içerisinde yerine getirmesi ve bunu söylemler dahil bir gösteri unsuru olarak ifade etmemesi, öyle ulu orta yaşamaması konusunda onu çok iyi yetiştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır.

Yok Cumhuriyetçiydi, yok Osmanlıyı savunan biri gibi  sahiplenmeler Ortaylı için çok geçersiz absürt yorumlardan başka bir şey değil. Kendi yorumuyla; Prof. Dr. İlber Ortaylı; "Ben Osmanlı imparatorluğunun çocuğuyum ve benim için Osmanlılık her şeyden daha temeldir. Biz Osmanlı'nın sayesinde varız. Osmanlı'yı anlamayanın İskenderiye hamalı kadar değeri yoktur."sözleri tarihine ve köklerine sahip çıktığını gösterdiği gibi, Cumhuriyete’de canı gibi sahip çıktığını kitaplarından, fikir ve söylemlerinden rahatça anlayabiliriz. Doğru olanda budur. Osmanlı ile Cumhuriyeti birbirinden ayırmak aptallıktan başka bir şey değildir. İyi veya kötü Osmalıda biziz, Cumhuriyette… Bizim için Selçuklu, Osmanlı ne ise Cumhuriyet odur, Cumhuriyet bir tarihsel sürecin devamıdır. Abdülhamid Han ile Atatürk'ü birbirinden ayırmak tarihi ihanettir.

Irkçı olduğu söylemlerine ise katılmıyorum. Bir bilim insanı köklerini araştırması onu ırkçı yapmaz onun milliyetçi olduğunun en güzel kanıtıdır.

Aksine,

İlber Ortaylı'nın "kırmızı çizgileri" genel olarak Türk tarihine saygısızlık, cehaletle mücadele, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihinin çarpıtılması, niteliksiz eğitim, liyakatsizlik, Türkçe'nin bozulması ve kültürel mirasın korunmaması gibi konulara odaklanır. Tarihsel gerçekçilik, derin bilgi ve dil yetkinliği onun en temel duruşudur.

Aydın mıydı yoksa değil miydi?

Entelektüel miydi?

Soruları bile soruldu…

Aydın olup olmadığı konusundaki yorumlar uzayıp gidiyor. Bu noktada İlber Ortaylı da her insan gibi alkışlanacak ve eleştirilecek işlere imza atmıştır. Ancak İlber Ortaylı’yı henüz son görev yapılmadan, cenaze töreni bile düzenlenmeden derinlemesine ve sert sözlerle eleştirilmesi pek hoş değil doğrusu.

Ben Türk’üm;

İlber Ortaylı Türkiye’de belli bir amaçla yürütülen bu “Türkiyeli” uydurmasında çok net bir tavır göstermişti. Açıkça ve gururla “Ben Türkiyeli’ falan değilim, net olarak Türk’üm!” diyordu. Hatta, “Türküm” diyemeyenlere karşılık “Ben bunlara ucuzluk diyorum. İnsanların kendi kimlikleriyle ortaya çıkma cesaretleri yoksa, ben onların hakkını savunmam. Saygı da duymuyorum” sözleriyle rest çekmişti. Elbette kimi kesimleri rahatsız eden söylemleri olsada doğrunun ta kendisiydi bu adam.

Cahil, cühela Profesörler, Tarihçiler şu sözleri nedeniyle onu ırkçılıkla bağdaştırıyor;

Ne diyordu Ortaylı;

“Amerika’nın Kürdistan haritası gerçekleşemez. Harita çizerek kendilerinin oranın sahibi olduklarını kimse zannetmesin. Amerika’nın ittirmesiyle sana memleket mi verilir? Ben Akdeniz arazilerimi kimseye kaptırmam. Bu kadar açık bu. 30 sene sonra susuzluktan kuruyacak bütün dünya ve biz şimdi su yollarımızı Fırat ve Dicle’yi muhafaza etmek zorundayız. Biz Akdeniz’e kadar Amerika’nın çizdiği Kürdistan’ı kabul edemeyiz. Bunu milliyetçilikle falan ilgisi yok. Bir kere Kürtler Akdeniz milleti değildir, Orta Doğu milletidir. İkisi farklı coğrafyadır. Ve bizim coğrafyamız üzerinden Antakya üzerinden Akdeniz’e uzanan Kürdistan modeli kabul edilemez. Biz su kaynaklarını bırakamayız. O su kaynaklarını baraj haline getirmek için üç nesil bu memlekette enflasyonla yaşadık. Canımız çıktı, o barajlar yapılana kadar… Şimdi ben kalkıp da orayımı yedireceğim? Ben ne içeceğim sonra? Suyumuzu kaptıramayız bu kadar açık, bunu bilin” sözleri nedeniyle ırkçılıkla suçlanıyor.

Bu düşünceleri nedeniyle eleştirilsede onu kimse ırkçılıkla suçlayamaz. Bazı kesimlerin (İsrail, ABD ve Kürtler) hoşuna gitmesede bin yıldır bu coğrafyanın sahibi Türklerdir.

108 yıldır (1915’ten beri) kanın ve göz yaşın dinmediği bu topraklarda (Türkiye, Filistin, Irak, Ürdün, Suriye) hepsi bizimdir, hepsinde akan kan ve gözyaşı bizimdir. Tarihten gelen sorumluluğumuzla birlikte bu milletin bu günü senaryoları iyi anlaması, ortaya konulan resmi iyi analiz etmesi, çok iyi okuması önemlidir. Yok Osmanlıyız yok Cumhuriyetiz gibi ikili söylemler kendi içimizde yeni cephe açmaktan farksızdır.

“Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür..." diyen Yavuz Sultan Selim’de,

“Benim kudretimin ulaştığı yerlere onların hayalleri bile ulaşamaz.” diyen Fatih Sultan Mehmet’te,

“İstikbal Göklerdedir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’te bizimdir.

Bunları birbirinden ayırmak sapla samanı bile ayıramayan ahmaklardır. Tarihimizin her safhası bizimdir. Tarihte zor günlerimiz, zor dönemlerimiz de var. Beraber sahip çıkacağız. Ancak böylece birlik ve beraberlik ruhumuzu ortaya koyacağız. Bizim için Selçuklu, Osmanlı ne ise Cumhuriyet odur, Cumhuriyet bir tarihsel sürecin devamıdır. Altaylardan başlayan tarihi sürecin Edirne’ye hatta Saray Bosna’ya olan uzantıları hepimizindir. Bu sürece sahip çıkmazsak sonumuz Suriyedir, Filistin’dir, Irak’tır. 86 Milyon dışında kalan yaklaşık 250 milyon Türk halkları bizimdir. Bu bağların temelinden başlayarak araştıran Prof. Dr İlbey Ortaylı’dır.

Vefatı nedeniyle derin üzüntü duyduğum Prof. Dr İlbey Ortaylı’ya Allahtan rahmet diliyorum. O tarihi sadece anlatmadı, onu anlatmayı ve düşünmeyi öğretti. Bilgisi birikimi ve cesur sözleriyle, nesillere ışık oldu. Eserleriyle yaşamaya devam edecek. Ruhun şad olsun.

Türk Milletinin başı sağ olsun

Saygılarımla

 

Naci Özkan

16 Mart 2026

YAZARIN DİĞER YAZILARI