-
Recep Orhan Özel
Tarih: 31-07-2026 09:01:00
Güncelleme: 31-07-2026 09:01:00
Kadim düşüncede toprak, hava ve suyun yanında evrenin temelini oluşturan dört ana unsurdan biri ateştir. İnsanoğlu soğukta ateşin başında ısınmış, ocakta aşını pişirmiş, gecesini onunla aydınlatmış ve yine onunla araç gereçler yapmıştır. Ancak ateş her ne kadar insanın hayatını idame ettirmesinde vazgeçilmez bir unsur olsa da bazen de küçük kıvılcımlardan çıkan korkunç yangınlar can ve mal yönünden büyük zayiata sebebiyet vermiştir. Nitekim yaz mevsimi geldiğinde görülen birçok orman yangını yılların emeğini, doğal zenginliklerimizi bir çırpıda yok edivermiştir. Eminiz ki yanan o yeşil alanlarla beraber vatan sevdasını içinde taşıyan her kesin de içi aynı şekilde yanıp kavrulmuştur.
Yangınlar bugünkü gibi betonarme yapıların olmadığı geçmiş dönemlerde, dar sokaklar boyunca birbirine sırt vermiş ahşap yapılar için çok daha büyük ve kitlesel tehdit oluşturmuştur. Önüne gelen her şeyi yutan alevler, sadece insanları yerlerinden etmemiş medeniyetin tezahürleri nice nadide yapıları, emsalsiz kitapları da maalesef küle çevirmiştir. Birçok ilim adamı, hattatların büyük bir incelikle yazdığı, müzehhiplerin özene bezene süslediği, el emeği göz nuru nefis el yazması eserleri hatta henüz telif etmekte olduğu kitapları maalesef yangınlara kurban vermiştir.
“Amasya Tarihi” ile adeta hafızamızı toplayan Hüseyin Hüsameddin Yasar, bu büyük eserini telif etme sürecinde yangınlardan mustarip olmuş ve hatta bu eserin tam anlamıyla kaleme alınamamasında not ve belgelerin bu yangınlarda telef olması etkili olmuştur.
Yasar, müderris Sofu Ahmed Efendi’ye Amasya’nın tarihini yazdığını söyleyince Ahmed Efendi kendisini yazdıklarının yangınlarda telef olmaması için uyarmıştır. Maalesef Yasar, 1915’te İstanbul’dayken çıkan yangında mezkûr eserin büyük kısmını kaybetmiştir. Kalan yarısını da eşi ancak kurtarabilmiştir.
Amasya geçmişte klasik ahşap tarzı yapılaşmanın hâkim olduğu bir şehir olarak büyük yangınların yol açtığı yıkımlara uğramıştır. Ahşap yapılaşma ihmal, dikkatsizlik veya kasıtla birleşince faturası son derece ağır ve ciddi yangınlar çıkmıştır. Yasar, H. 1099/m.1687’de Eski Kethüda Mahallesinde çıkan korkunç yangında şehrin üçte ikisinin yandığını ifade etmektedir.
Yine belirttiğine göre h. 1142/m. 1730 Hacı İlyas Mahallesinde Hacı İbrahim Bey’in konağında çıkan yangın bütün mahalleyi küle çevirmiştir.
Osmanlı arşiv kayıtlarından edindiğimiz bilgilere göre 18 Ağustos 1895 tarihinde ciddi bir yangın meydana gelmiştir. Yangın, Selağzı’nda Sinan Hamamı (bugünkü Anıt Meydanı) civarında başlamıştır. Öyle ki gece altı buçuktan ertesi gün dörde kadar sürmüştür. Bu yangında 58 ev, 165 dükkân, 1 cami, 2 medrese, 1 türbe, 1 tekke, mahkeme ve Rüştiye mektebi yanmıştır. Ayrıca beş çeşme harap olmuş. 58 evin 17 tanesi Ermenilere on tanesi de Rumlara aittir. Aynı şekilde dükkanların altmış ikisi Ermeni, on üçü de Rumlarındır. Şükür ki bu yangında herhangi bir can kaybı yaşanmamıştır.
1914’de gece yedi buçukta Selâğzı’nda Tütüncü Karabet’in dükkanında yangın çıkmış otuz beş dükkân yanmıştır.
Amasya o dönemlerde asıl büyük yangını 821 Temmuz 1915 tarihinde yaşamıştır. Akşama doğru önce kuyumcular içerisinde bir marangoz dükkanında başlayan yangın ertesi güne kadar yirmi üç saat süreyle devam etmiştir. Rüzgârın etkisiyle Sultan Bâyezid civarına ve diğer uçta Selağzı’ndan Dere Mahallesine kadar sirayet etmiştir. Bu yangının bilançosu Amasya için oldukça ağır olmuştur.
14 mahalleden iki bini aşkın ev ve bine yakın dükkân yanmıştır.
Merkez hastanenin iki kısmı yanmış ve tıbbi gereçler kurtarılamamıştır.
92. Alayın deposu yanmış neyse ki içerideki silah ve mühimmat çıkarılarak daha büyük bir facia önlenmiştir. Yapılan tahkikatta kasıt olduğu galip ihtimal olarak değerlendirilmiş -yağlı paçavra atmağa cüret ettiği iddia olunan bazı kişiler derdest edilmiştir.
Bu arada yangın yüzünden evlerini kaybeden kimi vatandaşlar da boş Ermeni evlerine nakledilmiştir. Oluşan maddi zarar beş yüz bin lira civarında tespit olunmuştur.
Meşhur Ziya Paşa’nın Amasya mutasarrıfı iken yaptırdığı ahşap hükümet konağı ile saat kulesi de çıkan yangınlarda harap olmuştur.
Bugünlerde katı atık depolama sahasında çıkan ve günlerce güzel Amasyamızın semalarını duman altında bırakan yangın, şehir tarihimizin bilinen yangınları ile ilgili olarak merakımızı celbetti. Okuduğunuz yazı bu merakın bir sonucu olarak kaleme alınmıştır.
Temennimiz odur ki şehr-i şirin Amasyamız ve aziz memleketimiz, geçmiş acılardan da ders çıkarılmak suretiyle bir daha böylesine büyük yangınlar ve afetlerle karşı karşıya kalmasın.
Mevla, ülkemizi ve güzel şehrimizi her türlü afet ve beladan muhafaza eylesin. Âmin.
- HER MİZAHIN İZAHI OLMAZ
- AMASYA’NIN MUTSUZ ŞEHZÂDESİ
- BİR DEBBAĞ HİKÂYESİ VE MESAJLARI
- “SÛRE” NE DEMEK?
- İLAHİ BUYRUKLAR VE SINANMA
- MEB, RAMAZAN, LAİKLİK VS.
- ORUÇ VE İHLAS
- İBADET-AHLAK İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA TUTUMLAR VE ALGILAR
- AMASYA’NIN KAYIP HAFIZASI KABİRLER -II-
- RÜŞVET
- ON BEŞ TEMMUZ’A BİR DİPNOT: “GASSALİN ÖNÜNDEKİ MEYYİT GİBİ OLMAK”
- KURBAN NEDİR, NE DEĞİLDİR?